24 Kasım, 2009

Öğretmenin Düşü. . .

Mavi bir ışık yandı gözlerimde
Gökyüzü öyle yakın
Çocuklar doğacak çocuklarım
Ve öyle yağmur ki toprak koklarsın
Ellerim bütün hayvanlar âlemi
Hangi ağacı çalsam açıyor
Uzaylar uslu
Yönlerim yörük

Mavi kalemle yordum bu düşü
Su resimleriyle öğrencilerin
Göğerttik bozkırın sarı defterini
Şu yoncalar yurttaşlık bilgisi
Geçen gün okudum söğütlerin tarihini
Bir çiğdem var onlar kadar yiğit
Şu bey şu eşek şu yaban şu işçi arı
Biz beş sınıfta kaldırdık bütün sınıfları

Korkuluklar ektiği kargaları biçsin
Sevginin de kendi planları var
Beş yılları yıldızları dokuz ayları
İlerde yarım kalmış bir okulun duvarı
Duvarcı diyor varım diyorum ben de
Gitsin bütün okumuş filler gülistana
Ben Türküm bu bozkırda çalışmaya geldim.

Can YÜCEL

Öğretmenler Gününüzü Kutluyorum. . .

Eşimin ve bütün öğretmenlerimizin (beni okutmuş yada okutmamış olan) bu günlerini kutluyorum.


Üzgünüm; Sormuyorlar şimdiki hallerini,sormuyorlar maaşlarını,sormuyorlar enflasyonun altındaki ezilmelerini,sormuyorlar beyinleri dingin olarak mı ders verdiklerini,sormuyorlar , bu kadar çocuğu siz yetiştirdiniz,milletvekili yaptınız,başbakan yaptınız,profesör yaptınız v.s onlar size ne yaptılar?

Öğretmenlerimizin içinde hala köy enstütülerinden kalan kıvılcımlarla,hala ilk mesleğe başlamış gibi hatıraların canlanarak görevlerine devam etmesini arzularım...

Başı dik,hafızası dolu öğretmenlerim.Sizlerin sayesinde bugünü yaşıyoruz.Sizler sadece 24 Kasım öğretmenleri değilsiniz.Sizler elleri hergün öpülesi, bilgi hazinesi, gelecek nesilleri yetiştiren insanlarsınız. Bütün günler sizin.

Ellerinizden affınızı isteyerek öpüyorum.
Magrur başınız dik dursun...

Yasemin Gürtürk

20 Kasım, 2009

Beyinlerinizi verimli çalıştırmanın yolunu biliyor musunuz?

Uzmanlar beynin nasıl verimli çalıştırılacağı konusunda şu bilgileri veriyor.

1- Toplantı ve önemli işlerinizi sabah yapın. Beyin, saat 10.00'a kadar çok daha verimli çalışıyor 2- Öğlen yemekten sonra konsantrasyon düşer. 10 dakikalık öğlen uykusu, beynin tekrar çalışmasını sağlar
3- Beyin akşam saatlerinde tekrar çalışmaya başlar. Sakin bir müzikle, beynin stresini alabilirsiniz


* İnsanın zekasını, beyni mi belirliyor?

İnsan zekasını yüzde 50 genetik özellikler, yüzde 50 çevresel faktörler belirler. Çevresel faktörler genetikten daha önemlidir. Çok zeki doğup, zekası ileride de aynı seviyede kalan çok insan var. Ama sıradan bir ailenin çocuğu olarak doğup, birer dehaya dönüşen örnekler de var. Bu; eğitimle alakalı. Beynin gelişim ve eğitiminin yüzde 90'ı, altı yaşa kadarki süreçte tamamlanır. Beynin anatomik gelişimi ise 20'li yaşlara kadar sürer. Öğrenme kapasitesi ilk altı yılda çok daha ön plandadır. Çocuğa ne verilecekse, bu dönemde verilmelidir. Anaokulu eğitimi önemlidir.

ÇOK OKUYAN GEÇ BUNAR
* Beyni geliştirmek için neler yapılabilir?

Yapbozlar, çocukların beyin gelişimi için yararlıdır. İleri yaşlarda da bulmaca çözmek, bol rakamlı şifreleri ve sayıları akılda tutmak ya da ezberlemek faydalıdır . Telefon numarası ezberlemekte de fayda vardır. Basit matematik hesaplarını kafadan çözmek de önemlidir. Bunları yapamayanların, bol bol kitap okumaları gerekir. Okuyan beyin, geç bunar. Bu egzersizler, beyinde kısa yollar oluşturur. Kısa yollar yaratmak, pratik yaşam için önemlidir. Mesela öğrenciler bir sorunun yanıtını kolay hatırlamak için cevap maddelerinin satır başlıklarına harf koyar ve ondan kelime üretir. Böyle kelimeler türetmek de, yapılması gereken bir egzersizdir. Diyelim ki; aracımı otoparkta yeşil alanda bulunan C6'ya koydum. 'Yeşil Bursa'nın Ceyhan 6'sı' diye bir kelime türetirsem, orayı unutmam zorlaşır.


07.00-10.00 ARASI ÇALIŞIN
* Beyin hangi saatte ne şekilde çalışmaktadır?

Depresyondaki beyin, gece yarısından sonra sağlıksız düşünür. İyi uyumuş ve yeterli beslenmiş bir bedenin beyni ise gerekli beyin egzersizlerini de yapmışsa; en iyi sabah saatlerinde çalışır. 07.00-10.00 arası, öğrenmeye en yatkın saatlerdir. Yemekten sonra konsantrasyon düşer ve uyku bastırır. Siesta döneminde beyin az çalışır ve hiç randıman alınmaz. Şekerlemeler, beyne iyi gelir. 10 dakikalık bir şekerleme bazen altı saatlik uykuya bedeldir. Beyin, akşam saatlerinde tekrar açılır. Ancak midenin aç olmaması gerekir. Beyin sadece şekerle beslenir. Kan şekeri düşerse, beyin çalışmaz. Sık ama az yemek, kan şekerini sabit tutmak için önemlidir.

GÜNDE ALTI ÖĞÜN YİYİN!
* Bu yüzden mi, sınavlardan önce şeker yemek önerilir?
Evet. Kan şekerini sabit ve yüksek tutmak, beynin tam kapasiteli çalışmasını sağlar. Beyin, hızlı şokları sevmez. Günde altı kez beslenmek ise en sevdiği şeydir. Zihin akşam saatlerinde açılır. Bunda çay ve kahvenin de rolü var. Gün içinde beden yorgun düştüğü için beyin de bir süre çalışmayı reddeder. Trafik stresi, gürültü ve aile problemleri beyni yorar. Bu yorgunluktan kurtulmak için kendi ilacınızı kendiniz bulun, sakin bir müzik ve biraz Polyannacılık gerekebilir. Uykudan az önce verim artar. Beyin gece verim alıyorsa, bu saatler değerlendirilmelidir

Başkasının acısına çok üzülmeyin
Beynimizi endişeden uzak tutmalıyız. Beyin 'acaba'yı sevmez. Evrene soru işareti şeklindeki düşünceler yayarsanız, gerçekleşecek güzel olayları olumsuzlaştırabilirsi niz. Hiç kimsenin acısı ile çok fazla empati yapmamak lazım. Çok fazla empati, benzer acıların size yapışmasına yol açar. Endişeli bir beyin verimli olamaz. Hedefe kitlenin! "Kesinlikle bunu yaşayacağım "dediğiniz anda, bir beyin cerrahı olarak size garanti ediyorum ki; yapamayacağınız şey yoktur. Öte yandan başarıya alışmış bir beyni de doyurmak gerekir. Böyle bir beyin, daha çok başarı ister.

Muz, çikolata ve müzik beyni zinde tutar
* Beyni genç ve zinde tutmak için tüketilmesi gereken gıdalar var mı?
Hafif miktarda kafein yani çay, kahve ve kola tüketimi beynin daha berrak çalışmasını sağlar. Birçok insanda kahve alışkanlığı beyni açmak için gelişmiştir. Kahve içmeden uyanamayan birçok insan vardır. Ancak alışık olmayan bir kişinin, güne kahve içerek başlaması ters etki yaratabilir. Çikolata, muz, fındık, fıstık ve balık gibi birtakım gıdalar ise serotonin içerdikleri için mutluluk hormonu yayılmasını sağlar. Bu gıdaların, beyni zinde ve mutlu tutmaya yönelik bir etkileri vardır. Mutlu beyin de, tam kapasite ile çalışır.

* Beyin sağlığı için kesinlikle uzak durulması gereken şeyler var mı?
Sigara ve alkolden mutlaka uzak durmak gerekiyor. Nikotin, vücudun bütün damarlarını büzeceği için beynin kanlanmasını bozar. Bu da; beyne az kan gitmesi anlamına geleceği için beyin yarı kapasite ile çalışmaya başlar. Sürekli alkol tüketenlerin beyinlerinde küçülmeler de olabilir. Kokain kullanımı da, beyni bir ceviz kadar küçültebilir.

* Beyin sağlığı için kesinlikle uzak durulması gereken şeyler var mı?
Sigara ve alkolden mutlaka uzak durmak gerekiyor. Nikotin, vücudun bütün damarlarını büzeceği için beynin kanlanmasını bozar. Bu da; beyne az kan gitmesi anlamına geleceği için beyin yarı kapasite ile çalışmaya başlar. Sürekli alkol tüketenlerin beyinlerinde küçülmeler de olabilir. Kokain kullanımı da, beyni bir ceviz kadar küçültebilir.

Unutkanlığın ilacı meditasyon
* Unutkanlık, beynin çok yorulduğunun bir işareti midir?
Unutmak, hafıza yorgunluğundan kaynaklanır. Genellikle önemsenen şeyler unutulmaz. Beyin önem sayısına göre olayları çöpe atar. 40 yaşından sonra, herkeste unutkanlıklar olur. Bunu geciktirmek elimizdedir. İyi beslenerek, kan şekerini sabit tutarak, spor ve beyin jimnastiği yaparak; unutkanlığı minimumda tutabiliriz. Beyin daha erken yaşlarda fire vermeye başlasa da, yaşlanma 40'lı yaşlardan itibaren gerçekleşir. Beyni stresten uzak tutmanın yollarından biri meditasyondur.

Antidepresan yerine gün ışığı
* Mutluluk ve mutsuzluk beyni nasıl etkiler? Beyin depresyona girdiği zaman farklı, mutlu olduğu zaman farklı çalışır. Ağır depresyon yaşayanların hafıza kaybına uğrar. Hafızanın geri gelmesi, bir-iki yılı bulabilir. Bu yüzden, depresyonları ağır seviyeye vardırmamalı. Gün içinde beynin salgıladığı hormonlar, performans kabiliyetini etkiler. Mutsuzluk, mutluluk hormonunu aşağı çeker ve depresyonu getirir. Biz de, mutluluk hormonunun yeniden salgılanması için antidepresan veririz.

PERDENİZ AÇIK OLSUN!
* Antidepresanlar beyne herhangi bir zarar verir mi?
Beyne zarar vermezler ancak beyin dışındaki başka fonksiyonları etkileyebilirler. Şişmanlık ya da cinsel isteksizlik yaratabilirler. Ancak alkol ile birlikte alınırlarsa, beyne zarar verirler. Ben depresyondaki insanlara bol bol yürüyüşe çıkmalarını öneriyorum. Ayrıca, depresyona eğilimi olanlar odalarının perdeleri kapalı olarak uyumamalı. İnsanların sabahları gün ışığı ile uyanmaları gerekir. Gün ışığı, beyinde serotonin denen mutluluk hormonunu salgılayan en önemli faktördür. Sabahları, yavaş yavaş dönen ışığı beynin algılaması gerekir. İlaç, beynin kendi ürettiği serotoninin yerini almaz.

Beyin Cerrahı Doç. Dr. Cahide Topsakal

Kaynak: Alıntı

10 Kasım, 2009

ATAM...



Seni saygıyla anıyoruz

Ruhun şad olsun

30 Ekim, 2009

Gözler ve Bir kadın Gittiğinde. . .

Suriye'nin kadın Devlet Bakanı Bouthaina'dan : Son zamanlarda duyduğum en doğru söz bu... "Kadınları türban değil, gözündeki ifade korur.

"Alt tarafı bir çift organla bu kadar çok iş başarıldığı görülmemiştir.
Yeryüzündeki bütün canlıların gözleri sadece, bakıp görmeye yaradığı halde kadın kısmı, neredeyse bir tek ortalığı süpüremez gözleriyle...
Sever, sevişir, beğenir...
Döver, küser, barışır...
Nefret eder, hesap sorar, azarlar...
Kovar, bağırır, çağırır, alay eder...

Erkek de bir insanoğlu, o da yapar demeyin!
Erkekler her durumda öyle bön bön bakarlar.
Asla, ne demek istediklerini anlamazsınız.

Gözlerini konuşturan sadece kadınlardır.

Çocukluğunuzu düşünün...
Annenizin bin türlü bakışı gelecektir aklınıza.
Misafirler gitsin, ben sana gösteririm bakışı...
Hadi artık odana git, yat bakışı...
Ağzını şapırdatma! bakışı...
Kıçım tutulsaydı da seni doğurmasaydım bakışı...
Aynı babası bakışı...

Babanızdan bir bakış var mı, aklınızda?
Hiç zannetmiyorum olduğunu.
Babayla göz göze bile gelinmez öyle zırt pırt.

Şimdi de büyüklüğünüzü düşünün...

Kaç kadın bir bakışın peşinden gitmiştir? Hiç..
Peki kaç erkek bir bakış uğruna odu ocağı terk etmiştir?
Çookk..

Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde "yetim-öksüz" kalan çok olur. Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker "sarıkız".
O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz.
Değerini kimse anlayamaz krom hac tasının. Balkon artık sessizdir.
Koridor kimsesiz. Bir kadın gittiğinde...

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında;
Bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...
Bir anne gider...
Bir dost...
Bir arkadaş...
Bir sevgili...
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde...

Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.
Kapı eşiğindeki "Dikkat et..." duyulmaz, Annesi gitmiştir "geç kalma" nın.
Kadınlar,arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.

Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında.
Ve bir kadın gittiğinde pek çok "yetim" bırakmıştır arkasında.

Hayatınızdaki kadını yitirmemeniz dileğiyle



BEKİR COŞKUN

28 Ekim, 2009

Cumhuriyet Bayramı. . .


Ulu Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarının, ülkemize armağan ettiği, Bağımsızlığımızın sembolu olan Cumhuriyet Bayramınızı kutlar, yaşam boyu Ulu önderimizin yolunda ve Ay Yıldızlı bayrağımızın gölgesinde yaşamanızı diler, saygılar sunarım.
Yasemin Gürtürk

Etiketler:

25 Ekim, 2009

Domuz, kuş, kene: DKK terör örgütü!

Kuş gribi.
Kene.
Şimdi de, domuz.


Hayvanat kafayı bize taktı birader.

Ve, maalesef olacağı buydu aslında.

Kurban Bayramı’nda elinden kaçırdığı agresif boğaya tüfekle ateş eden kasap da var, tenhada kıstırdığı uysal eşeğe tecavüz eden mühendis de... Allah’tan Adli Tıp raporuyla o eşeğin fingirdek olduğu tespit edildi de, hafifletici sebepten 240 lira cezayla yırttı mühendis... Sonradan “töre” cinayetine kurban gitti o eşek!

Sahibi vurdu.

Hiç unutmam, İzmir’de Basmane’deki havuza güzellik olsun diye ördek bırakmıştı belediye... Ertesi sabah yok. Bi daha bıraktılar. Ertesi sabah gene yok. Bi daha bırakmadılar. Çünkü anlaşıldı ki, av eti ayaklarıyla Alsancak’ta satıyorlar ördekleri.


Oha filan demeye kalmadı, Aliağa’da iki balıkçı, kuş cennetinden arakladıkları pelikanları mangal yaparken yakalandı jandarmaya... Enselenene kadar iki büyük rakı devirdikleri için, karakolda itiraf ettiler, flamingoların hazmı zormuş, o nedenle hafif ekşi olmasına rağmen, pelikanları tercih ediyorlarmış... Bu iki haber peş peşe patladı, İzmir’in yarısı vejetaryen oldu; ahalinin cibes, radika, istifno falan, denizbörülcesine yönelmesi ondan.

Vejetaryen olmayıp, et yemeyen de var. Bolu’da mesela... Yol kenarında bir ayı bulundu, ayı çıplak, postu yok! Merak edip araştırdılar, meğer, asfalta çıkan talihsiz ayıya çarpmış direksiyondaki ayılar... Bakmışlar ki, ayı ölmüş... Postunu yüzüp, oturma odasına sermişler iyi mi!

Hatırlayın, Ankara’da Atatürk Orman Çiftliği’nde ikamet eden, Pakize isimli piton kayboldu... “Kardeşim, 4 metrelik piton nereye gider?” diye şaşıranlara, “Kardeşim, adam 4 kilometrelik fiberoptik kabloyu çalıyor güpegündüz, 4 metrelik pitonu beline sarar gene götürür, siz dikkat edin fili götürmesinler” diye cevap yetiştirmeye gayret ediyorduk ki... Çevre Bakanımız açıkladı, “Ankaralılara bugünlerde şiş kebap yemesini tavsiye etmem!” Hayvan denince, bakanımızın aklına ilk gelen, Aliağa’daki balıkçılarla aynıydı çünkü, mangal... Melih Gökçek baktı ki, basın işin peşini bırakmıyor, taaa 73 gün sonra “Aha işte Pakize” diye bir pitonu getirdi koydu, yerine... Çakma Pakize ise, sanırsın Cem Garipoğlu’dur, “73 gün nerede saklandın?” sorularını, yanıtsız bırakıyor.

Bakın, Pakize dedim, aklıma geldi, Sinop’taki Balina Aydın’ı önce maymuna çevirdik, sonra Rus istihbaratında görevli denizaltı yakalama çavuşu olduğunu iddia ettik. Sivas’ta Murat 124’ün arka koltuğunda taşınan Dana Ferhat, meşhur oldu, vaktinden önce iki katı paraya sucukçuya satıldı. Yavru fok Badem’i sigara tiryakisi yaptılar Gökova’da... Rahmetli Özal’ın papağanı Cabbar aslında çoktan rahmetli oldu ama, “Cabbar işte bu” diye yakaladıkları papağanı animatör olarak kakalıyorlar Antalya’da.


Darıca’ya timsah getirdiler, millet görsün diye... Ööle duruyor, hareketsiz... Kafasına kaya attılar, yaşayıp yaşamadığını kontrol etmek için, hayvancağız debelendi ama, iş işten geçti, ruhunu teslim etti. Göçmen kuşların biyolojik silah taşıdığını öne sürdüler. Bodrum’da çok balık tüketiyor diye yunusları katlettik. Milas’ta, daracık yere sıkıştırıp, balık çiftliğindeki balıkları oksijensizlikten boğarak topluca öldürmeyi başardık. Uçak için deve kestiler.

Beygirler zaten nallı kuzu.

Denizli’de at heykelini sünnet ettiler, malum yeri fazla büyük diye... Sütaş’ın vole atan santrfor ineğini RTÜK’e şikâyet ettiler, memeleri görünüyor diye.

İşin hazin tarafı...

Memleketin adı, hindi.

İnsan olarak yaşamak zor.
Hayvan olarak yaşamak daha zor.
E bi intikamları olacak tabii.
Derenin intikamı olduğu gibi.


Yılmaz özdil
Hürriyet Gazetesi

17 Ekim, 2009

Özür Dilenesi Şehir. . .

Ne Kalender tepesi kaldı, ne kalender İstanbul' lu
Ne üsküdar'ın çeşmesi, ne Göksu'nun deresi,
Kalafatlar kalkınca Balat'tan, sandalcılar da boşladı.
Pierre loti görseydi şimdiyazarmıy dı o kadar şiiri..
Küçüksu' da görüp aşık olanlar
Heybeli' de mehtabı seyrederdi.
Ne Galata' nın meyhanelerinde tat var, ne agora' sı kaldı
Vefa zaten semt adıydı, öylede kaldı.
Langa' da bostanlar yok,
hıyarlaştı bütün yaşayanları
Bize de mazideki resimler kaldı.
Yasemin Gürtürk

Etiketler:

05 Ekim, 2009

Mercedes Sosa. . .


Hüzündü sanki şarkıların,
Şarkıların ölümsüz...
Gittiğin yerde de şarkılar söyle.
Söyleki üzerine yıldızlar yağsın...

- Toprağın bol olsun -

Yasemin Gürtürk

24 Eylül, 2009

Merhaba. . .


Ve döndüm.



Uzun süredir işlerim dolayısıyla şehir dışında olmam, beni sizlerden ayrı tuttu.

Sizleri ve blog' umu çok özledim.



Yine buradayım. Sizlerle birlikte güzel paylaşımlarda buluşmak üzere sevgiler.



Okulların açılması dolayısıyla tüm öğrenci kardeşlerime başarılar, öğretmen arkadaşlara iyi çalışmalar dilerim.



Yasemin Gürtürk

21 Eylül, 2009

Tüm dostlarımın şeker tadındaki mübarek bir ayın sonunda kutlanan Ramazan bayramını en içten dileklerimle kutlar her birinineze teker teker sağlık huzur ve mutluluk dilerim

Yasemin