16 Şubat, 2008

BEN ÖZGÜR DEĞİLMİŞİM ANNE!


Ben, kendimi yıllarca özgür bir toplumun içersinde, özgür birey olarak yaşadığımı sanıyordum anne.
Neden beni kandırdınız?
Küçük bir kasabada, üç kız çocuğu yetiştirdiniz.
Babam, çiçekli basmalar alıp getirirdi. Bize elbiseler diktirmeni isterdi senden, etekleri fırfırlı, askılı elbiseler.
Altına da paçası dantelli külotlar dikerdin. Kısa eteğin altından danteller güzel gözüksün diye.
Sırayla 10 yaşımıza geldiğimiz zaman, nüfus kağıtlarımızı cebimize koyardınız.
''Kimliğinizi siz koruyacaksınız'' diye.
Kimlik korumasının ne olduğunu öğrendik böylece, birey olduğumuzu anladık.
Yıl 1968.Babam gazetede, Türkiye'de ilk mini şort giyen Ajda Pekkan'ın resmini görünce, benim siyah ispanyol paça pantolonumun paçalarını kestirdi sana anne.
''Kızlarım da bu modaya uymalı'' dedi. Kasabalı diğer kızlara örnek olsun, diye.
Rüzgara karşı hız alırken bisikletim, çok rahat etmiştim şortla.Paçalarım pedala takılmıyordu.Özgürce bindiğimi hissediyordum.
Hala da çok rahat ediyorum şortla.
Belediye hoparlöründen, kasabanın halk plajının açılacağı duyurusu yapılıyordu.
Babam:
-Mayolarınızı giyin, havlularınızı da alın. Bugün çok değişik yerden göle gireceğiz, dedi.
Ve bizi açılışı yeni yapılan halk plajına götürdü. Bayan olarak sadece biz üç kız kardeş vardık. Soyunma odalarının ne amaçla kullanılacağını öğretti bize, ''daha sonra bensiz gelirsiniz bilin'' dedi.
''Ama baba! Burada hep erkeler var, dediysek de;
-Siz örnek olacaksınız. Yavaş yavaş alışır kasabanın diğer kızları da, dedi.
Biz hergün plaja gidiyorduk.Özgürce yüzdüğümü sanıyordum.
Annem, sen hergün elimize bir liste verip, kasabanın kütüphanesinden kitaplar aldırtırdın. Değişik yazarların, değişik kitapları!
Hem kendin okurdun, hem bizim okumamızı sağlardın.''Ne kadar çok okursanız, o kadar bilginiz artar'' derdin.Özgür düşünmemizi sağlamak için.
Büyüdük anne, genç kız olduk. Arkadaşlarımızın arasında erkeklerin de olmasını istediniz.''Onlar komşu çocukları, tabiki arkadaş olacaksınız. Karşı cinsten biriyle arkadaşlık etmek, kişiliğinize, tavır ve davranışları katar''dediniz.
Yine büyüdük anne.Evlenme yaşımız geliyor, yavaş yavaş dünürler de kapımızı çalmaya başladı.
Her gelene ''kızımıza sormalıyız'' diyordunuz.Hayatımıza girecek erkeğin seçimini bize bırakıyordunuz. Ve bizler kendi özgür irademizle seçtiğimiz eşlerimizle evlendik.
Buraya kadar herşey çok iyi gitti anne.
Sizin önderliğinizde, sonra kendi kararlarımızı alarak yaşam devam ettik.
Özgür bir toplumda, Özgür bireyler olarak yarım asırdır yaşıyorum. Ve çocuğumu da, aynı sizin bizi yetiştirdiğiniz şekilde yetiştirmeye çalışıyorum.
Ancak, öyle bir zamanda öyle bir duvar çıktı ki karşıma, tosladım anne.
Canım acıyor, kafamın içi karmakarışık, allak bullak oldum anne.
Bana yardım et anne, ben düşünemiyorum artık.
Neden beni kandırdınız anne?
''Sizi biz özgür yetiştirdik, kendi kararlarınızı kendiniz verin istedik'' dediniz.
Ama öyle değilmiş anne.
Ben özgür değilmişim.
Ben, sen, babam farkedememiş anne.
Bunu şimdiki hükümetimin başbakanı ve 411 milletvekili farketti anne, ama biz farkedemedik.
Türban serbestliği getirmek için anayasada değişiklikler yaptılar anne.''Türban özgür olsun'' diye. Baskıyı ortadan kaldırmak için yasalar değişiyor anne.Cumhuriyetin kadını olarak yetiştiğin ülkemde, sen gittikten sonra çok şey değişiyor anne.
Peki ya, benim özgürlüğüm nerde anne?
Atatürk, sizlere ve bizlere özgürlük vermişti anne. Elimizden alınmak isteniyor şimdi. Anayasamızın temel ilkeleri yavaş yavaş ortadan kaldırılmak isteniyor anne.
Özgürlük adı altında, kapsamımız daraltılıyor anne.
Ben birileri gibi olmak değil, kendim gibi kalmak istiyorum anne.
Ben özgür olduğumu bilmek istiyorum anne!....
Yasemin Gürtürk
15/Şubat/2008

Etiketler:

4 Yorum:

saat: 2:46 ÖS , Anonymous Adsız dedi ki...

sevgili yaşdaşım ne güzel yazmışsın bizler gerçekten o özgürlüğü yaşamışmıydık ısmen yaşayan bizler bugüne geldik ama hiç yaşayamayan o özgürlüğü hiç bilmeyenlerin yetiştirdiği çocuklarda işte şimdi kendilerince özgürlüğü yaşıyorlar..........umarım yine bizler özgürlük savaşımızı verir yaşayamayanlarada örnek oluruz.pes etmek ok dostum herşey düşlerimizdeki gibi olsun nessiz

 
saat: 4:56 ÖS , Blogger Yaşam Tiyatrosu dedi ki...

yorumunuzun için teşekkür ederim.Kim olduğunuzuda yazsaydınız keşke.

 
saat: 4:06 ÖÖ , Blogger Birsen Şahin dedi ki...

Umarım hiç korkmayacağın günler yaşarsın ve özgürlüğün sadece sen, ben gibilerin değil, bizden farklı düşünen ve yaşamak isteyenler için de bir hak olduğunu gözden geçirirsin. Herkes istediği gibi yaşayabilmeli, kimse kimsenin yaşamına müdahele etmemeli, bu nerede olursa olsun, bir insan hakkıdır.

 
saat: 2:31 ÖS , Blogger Yaşam Tiyatrosu dedi ki...

''Kimse kimsenin hakkına müdahale etmemeli''. İşte sorun da bu ya. Dayatmayla, zorla, bazı maddeler değiştirerek değil, özgürce yapılmalı herşey. Tıpkı bugüne kadar yaşandığı gibi. Rahatsızlık duyduğum şeyin dayatma olduğunu ifade ederim.

 

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa