03 Şubat, 2008

NARRATİV-FAİZ CEBİROĞLU







“..Ben kimim? Nasılım? Ben bu aşamaya, nasıl geldim? Hepsi hayat hikâyelerinde, yanıt bulur. Hayat hikâyeleri, kendimizi, kimliğimizi tanıma fırsatı verir..”


Narrativ, yaşam hikâyeleri, insan yaşamıyla ilgili anlatılar, insan gelişim tarihinde çok önemli bir yer tutarlar. Ben kimim? Nasılım? Ben bu aşamaya, nasıl geldim? Hepsi hayat hikâyelerinde, yanıt bulur. Hayat hikâyeleri, kendimizi, kimliğimizi tanıma fırsatı verir. İnsan kimliği bu anlatım yoluyla gelişiyor; bu yolla, anlam kazanıyor.

Kendimizle ilgili anlattıklarımız; başkalarının bizim­le ilgili anlattıkları, yaşamsal deneyim, birikim ve zen­ginliğimizdir. Bu, insanın kenidini tanıması ve anlaması demektir. Kimliktir. Kimlik, canlı bir süreç olarak, an­la­tılarda ifadesini bulur. Geçmiş – bugün ve gelecekle iç – içe­dir. Diyalektik bir yönü vardır. Değişken ve gelişkendir.

Narrativ ya da yaşam hikâyeleri, hayatımızı anlatan, tasvir eden bir “genre”dir, bir tarzdır. Narrativ, narration ve narrator, Grek dilinden gelme, anlatı, anlatıcı ve anlatım sanatçısı anlamına geliyor. İnsan yaşamıyla ilgili hikâyeler, anlatım sanatı, buraya giriyor.
Bu yaşam hikâyelerinin, hiç kuşkusuz, belirli bir zaman çerçeveleri vardır. Geçmiş – şimdiki ve gelecek zaman arasında bir bağıntıdır, bu.

Dün neydik? Bugün neyiz? Gelecekte nasıl olacağız?

Dünün olguları, deneyim, başarı ve kazanımları bugünlere bağlanıyor; bugünün değerleri, deneyim ve kazanımları da yarına, yarınlara bağlanacak. Bu anlamda, öykü, anlatı ve hikâye söyleme sanatının ileriye, geleceğe yönelik yönleri vardır. Bir köprüdür; dünle bugün; bugünle yarın arasında, bir köprüdür.

Tüm hikâye ve anlatılarda, ister büyük anlatı, isterse küçük anlatı olsun, bir konusu, bir teması vardır. Tema, dün, bugün ve gelecek için, düşüncelerle doludur; fikir ve derslerle doludur.
Yaşam hikâyeleri, farklı kuşaklar arasındaki yaşamı anlamamıza ışık tutar. Bizden önceki kuşaklar nasıldı? Toplumda ne gibi değerler yaratmışlardı? Yaşam hikâyeleri, bunlara açıklık getirir. Cevap verir.

Köprüdür. Yaşam hikâyeleri, dünü bugüne, bugünü de yarına bağlayan, bir köprüdür.

Yaşam hikayeleri, aynı zamanda, terapi, psikoloji ve pedagoji alanında da kullanılan çok önemli bir yöntemdir. İnsan, kendi anlatımıyla, kendini tekrar anlamaya ve kurmaya çalışır. Sorunlar üzerinde durur. Sorunların köküne iner. Burada fokus noktası, kişinin gelişimidir. Burada kalkış noktası, sorunların nasıl sorun olduklarını araştırmaktır. İncelemektir.
İnsan yaşamıyla ilgili anlatım ve söylemler; geçmişimizi, bugünü ve geleceğimizi ilgilendirir. İçerdiği noktalar vardır:

1- Geçmişteki yaşam, gelişim, deneyim ve o zamanın rüya ve beklentileri
2- Dünün bugüne bağlanmasında, insan yaşamında meydana gelen alt-üst oluşlar, değişiklikler; yerine getirilen ve getirilemeyen beklentiler.
3- Geleceğin, daha yerine getirilemeyen düşünce, görüş ve hülyaları.
Özetle; narrativ ya da yaşam hikâyeleri, insanın kendini, birbirini keşfetmesi, yaratması ve ileriye götürmesinin aracıdır. Yaşamın aynasıdır.

Hayatımızı anlatan, tasvir eden, hikâyeler olmazsa, belki de, insanoğlu bu kadar gelişmezdi. Zira dün bilinmeden, bugün; bugün de bilinmeden, yarınlar kurulmuyor. Kurulmaz.

Yaşam hikâyeleri, köprüdür; insan tarihi içinde yaratılan ve kuşaktan kuşağa uzanan bir köprü.

Yaşam hikâyeleri, insanların kendilerini anlamasıdır. İnsanın kimliğidir.


Pedegog, Faiz Cebiroğlu
http://faizcebiroglu.blogspot.com

Not:
Bu yazıyı blogumda yayınlanmasına izin verdiği için pedegog, Faiz Cebiroğlu'na teşekkürlerimi sunarım.
Yasemin Gürtürk

Etiketler:

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa