04 Mayıs, 2008

GÜZELYURT

Bugün cumartesi olmasına rağmen erken kalktık. Yol haritamız Girne ve Güzelyurt. Herkesin anlattığına göre Girne çok güzelmiş. Ama bu, kime neye göre güzellik bilmiyorum. Gidince göreceğiz ve bende bu konuda görüşlerimi yazacağım.

Kıbrıs trafik yönünden çok rahat olmasının yanında düzgün yollara da sahip. Bende trafik fobisi olduğu için benim için bu önemli.

Mağusa- Girne arası 80 km. Fazla zaman kaybetmemek için önce marketten yiyecek ve içecek alıyoruz. Arabanın içinde piknik yapacağızJ Burada bir lokantaya girmek oldukça pahalı. Bizde ucuza mal etmek, hem de zaman kaybetmek istemiyoruz. Sabah pikniğimizi yaparken önce Güzelyurt’ gitmeye karar verdik. Gezilecek az yer olması dolayısıyla fazla zaman kaybına yol açmayacaktı. Girne’ de daha fazla kalmak ve akşam güneşin batışını deniz kenarında seyretmek istiyorduk.

Güzelyurt ovası, Meserya ovasına (Mağusa ovası) göre daha yeşillik. Portakal ve mandalina bahçeleri burada daha çok. Gazi magusa’dan çıkalı 110 km yol almışız. Küçük sevimli bir küçük kasabadayız

Elimizdeki haritaya göre önce Güzelyurt ARKEOLOJİ VE DOĞA MÜZESİ’ne gidiyoruz.
1974 savaşı öncesi Metropolit ( piskopos ve başpiskoposların kaldıkları ev) binası olarak hizmet veren bina, şimdi müze olarak kullanılmakta ve bu bölgede ve Kıbrıs’ta bulunan kültür varlıları teşhir edilmekte.


Alt kat doğa bölümü. Burada kurutulmuş hayvan koleksiyonları bulunmaktadır. İlginç iki hayvanın resmini çektim İki başlı kuzu ve kuyruğu sağ bacağının üzerinde olan kuzu. Diğer hayvanlar, balık, tilki, yılan, kuş çeşitleriydi.


Üst kat arkeoloji bölümü, kronolojik sıraya göre tanzim edilmiş.
Birinci odada Kıbrıs’ın ilk yerleşik insanları olan Neolitik devir insanlarına ait olan kırık ama maddi kültür kalıntıları, tunç devrine ait buluntular yer almakta.
İkinci ve üçüncü odalarda ise Tumba Tu Skuru höyüğünde ( 1973 yılı ortalarında Barış gücüne bağlı Kanadalı askerler Güzelyurt’un Güney batısında bir höyük keşfettiler) buluntular yer almaktadır.

Diğer iki odada ise Geometrik, Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans devirlerine ait buluntular yer almaktadır.
En ilgi çekeni ise, Salamis açıklarında tesadüfen bulunan Efes Artemis heykelidir.
Fotoğrafını çekemedim. Çünkü makinemin şarjı bitti ve üzgünüm.

SAİNT MAMAS MANASTIRI 18. yüzyıldan kalma. Girişler ve sütunlar Lüzinyanlar döneminde inşa edilmiş. Saint Mamas vergiden kaçanların azizi olarak bilinmekte ve mezarının burada olduğu sanılmaktaymış.

Müze görevlisi burada başka gezecek yer olmadığını söyledi. Bizde Girne’ye doğru yola çıktık. Önce bir yerde fotoğraf makinesinin şarjını doldurmalıyım Ne aksilik.

Yasemin Gürtürk
19/ Nisan/2007


Etiketler:

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa