29 Mayıs, 2008

MAHKEMELERİMİZ NE İŞ YAPAR?

Uzun zamandır televizyon seyretmekten nefret eder duruma geldim. Sabahları hangi kanalı açarsanız açın mutlaka bir kadın programı denilen bir kuşak programı var. Kim kimi kıskanmış, kim kimin için sevgilisini yaralamış, kim ne için kaybolmuş, kimin çocuğunun gerçek babası kim, kim kimin sevgilisini elinden almış, karısını boşamış, sevgilisiyle evlenmiş, o onu kıskanmış, bu öbürünü bıçaklamış.

Arada yeni kaseti çıkan, adı yeni duyulan mantar gibi çoğalan adına sanatçı denilen bazı zatlar çıkıyor, yeni ama hep aynı sözlerin tekrarlandığı şarkıları söylüyor. Seyircilerin çoğunu kadınların oluşturduğu büyük jüri ellerinde oyalı ve renkli mendillerle kah alkışlıyor, kah göbek atıyor. Eğer şarkı sözlerinin içersinde duygularına hitap eden sözcükler varsa arada gözyaşlarını da akıtıyorlar.

Programın sunucuları gelen haklı ya da haksız ( ki herkes kendi haklılığını ortaya koymaya çalışıyor) konuklarına sanki bir yargıç edasıyla sorular soruyor ve en ince ayrıntısına kadar didikliyor. Kaçırmak istemediği bir ayrıntı olursa da Yargıcın tokmağı gibi seyircileri‘’susun’’diye azarlıyor.

Bu kadar kavga var, paylaşılamayan erkek-kadın var, kimin eli kimin cebinde belli değilken, televizyon yapımcıları bunları milletin önüne program diye koyuyor. Zaten insanlar sıkıntı içersinde. Akşama ocağın üzerindeki tencereye ne koysam da pişirsem diye düşünürken, aybaşı gelince parayı nasıl denkleştirip ev sahibine versem diye düşünürken, gençlerin sınav stresleri tavan yapmışken, aile içi şiddetin gün be gün daha vahim olaylarla ortaya çıkmasından bıkan seyirci halkın tek eğlence, bilgilenme kaynağı olan televizyonlar da, bu ve bunun gibi konularla insanın tüm gününün daha berbat geçmesini sağlıyorlar. Eğer insanda biraz neşe varsa, o da başkalarının derdine yanmak için unutuluyor.

Madem bu kadar dert var, bu kadar yolsuzluk, ahlaksızlık, cinayet, benim kocamı elimden aldı kavgaları var, bu memleketin birde mahkemeleri var.
Yasalar unutuluyor, orman kanunları geri mi dönüyor diye düşünmüyor değilim.
Benim televizyon seyretme zevkimi elimden almalarını nasıl bir hak olarak kendilerinde görüyorlar da, önüme bu tür programları sunuyorlar anlayamıyorum. Üstelik bunlardan bazıları da en sevilen, en güvenilen en bilmem ne ödülleri alıyor. Kime, neye göre sevilen program olması da ayrı bir tartışma.

Nerede çekilen belgeseller, gece yarısından sonra mı seyredeceğiz hep. Ya kültür ve bilgi yarışma programları. Açık oturumlar, tartışmalar, paneller nerde?
Varsa da genellikle gece yarısından sonra halkın uykusu sırasında yayınlanıyor. Amaç, kimse öğrenmesin, kimse bilmesin.
Nasılsa uyuyan ya da uyutulmak istenen bir halkı görmek istiyorlar ya, bu da işlerine geliyor.

Televizyon sahipleri, ben ve benim gibi pek çok insan sizin önümüze koyduğunuz bu mahkeme usulü programları seyretmek istemiyoruz. Ya doğru dürüst program yapın, yapamıyorsanız bu işi bırakın. RTÜK de sanırım artık işini iyi yapamıyor.

Topluma örnek olması gereken programları seyretmek umuduyla herkesin şapkasını önüne koymasını dilerim.


Hiçbir mahkeme salonunda duruşma yapılırken arada şarkıcı çıkartılıyor mu ya da dansöz göbeğini kıvırarak hakim karşına geçiyor mu? Herkes işini yapsın


Yasemin Gürtürk
29/Mayıs/2008

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa