15 Mayıs, 2008

Orada kimse yok mu?- M.Ali YILMAZ


Bakın, İznik Kaymakamı Hüseyin Avcı her fırsatta, her sohbette ne diyor:“Toplu Konut İdaresi bize, İznik tarihi kent hudutlarının dışında 5 bin konutluk yeni bir kent kursun. Hiç kimseyi mağdur etmeden, bırakın mağdur etmeyi, herkesi memnun ve de mutlu ederek İznik’i olduğu gibi oraya taşıyalım. Antik kentteyse hummalı bir restorasyon ve kazı çalışmaları başlatıp, dünya turizmine açalım.”
Ben şimdiye dek hiçbir kamu yöneticisinin ağzından bu kadar iddialı, bu kadar cesur ve öngörüsü bu kadar yüksek bir söylem işitmedim.Bu ne demektir biliyor musunuz?Bursa’da toprak altında gün ışığına çıkmayı bekleyen yeni bir “Efes Kenti” açmak, oraya dünyanın dört bir yanından gelecek milyonlarca turistle, 5 bin konut için ayrılacak paranın 5 bin misli parayı ülke ekonomisine katmak demek!..Sadece bu projeyi yaşama geçirmek bile Bursa’yı bir “dünya kenti” yapmaya yeter de artar bile.
İznik Kaymakamı Hüseyin Avcı’nın o yöredeki tarihi eserleri yeniden ayağa kaldırabilmek için yürüttüğü can siperane çalışmayı biliyoruz.Ancak böylesine önemli bir söylemi ifade edebilmek için çok daha büyük bir vizyona ve yüzyıllardır özlemini çektiğimiz “devlet adamı” misyonuna sahip olmak gerekir ki, genç Kaymakam’da bunun ışıltılarını görmek bizi gelecek adına fazlasıyla umutlandırmaya yetiyor.
Peki, Hüseyin Avcı bunları söylüyor da ne oluyor?Bursa’da etkin onca milletvekili, eski yeni bir sürü Bakan, bir sürü kamu yöneticisi, bir sürü meslek örgütü ya da sivil toplum kuruluşu var.Var da, hangisinden şu kadarcık ses var?!.
Koskoca kentimizde bu önerinin ciddiyetini anlayıp, çok değil, mütevazı bir kampanyanın ilk adımlarını atacak cesarette birkaç birikimli ve öngörüsü yüksek insan yok mu allahaşkına?
Bakın, İznik eşrafından aldığımız bilgiye göre artık iyice çökmekte olan ve Hıristiyan dünyasının en önemli noktalarından İznik Ayasofya Kilisesi’ni yeniden ayağa kaldırmak isteyen bizim Kaymakam, bu iş için 4 milyon dolarlık kaynak oluşturuyor.Üstelik bu kaynağın yarısını hibe şeklinde Avrupa’daki fonlardan buluyor.Sözünü ettiğimiz parayla sadece Ayasofya tepeden tırnağa yenilenmekle kalmayacak, aynı adada bulunan tam 14 parsel de kamulaştırılarak son derece geniş bir alan oluşturulduktan sonra, toprak altında yatan tarihi kalıntılar da ortaya çıkarılacaktır.
Plan, proje, röleveler hazırlanır…
Tam işe başlanacakken, Vakıflar Genel Müdürlüğü müdahale eder:“Burası bizim sorumluluğumuzda, siz Kaymakamlık olarak karışmayın, işi biz yapacağız!..”
Yaparlar da…İşi “göz”lerine benzetirler!Avrupa’dan temin edilen hibe parayı istemedikleri gibi, çevredeki tam 14 parselin üzerinde bulunan betondan kötü evlerin kamulaştırılıp, yerlerine yeni alan açılması işi de görmezden gelinir.
Geriye sadece Ayasofya’nın restorasyon işi kalmıştır.Onu da 750 milyar lira gibi zaten komik bir bedelle ihaleye çıkarırlar.Bir müteahhit gelip, tam yüzde 50 kırım yaparak işi alır.Bu işi bilenler “350 milyar gibi bir parayla, Ayasofya’nın sadece çatısındaki ahşap işlerin bile layıkıyla yapılamayacağını” söylemekteler!..
O tarafa giderseniz, uğrayıp görün.Eğer bu işlere karşı azıcık ilginiz varsa yapılan uygulamanın kötülüğü karşısında içiniz acıyacak, “keşke hiç el sürülmeseydi” diyeceksiniz!..
Peki bu işin kontrolü yok mu?Olmaz mı, var elbette.Ama veren de kadı, bakan da kadı…Başka ne çıkar ki bu durumdan?!.Ayasofya’daki çok kötü restorasyon için de birilerinin ayağa kalkmaları gerek.Ara ki bulasın!
Artık söz söyleyebilecek herkesin bir yerlerle bir işi, bir bağlantısı var.Olmayanlar da bir şekilde susmuş, susturulmuş vaziyette zaten
.Böyle zamanlarda, yapılan yanlış ya da eksik işleri gördükçe çok üzülüyor insan.Kişisel kaygılarından uzak, kentin geleceği ya da geçmişi adına “ses çıkaracak” birilerini arıyor?
Gören, görebilen birilerini arıyor
M.Ali YILMAZ
Meydan gazetesi

Etiketler:

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa