09 Ekim, 2008

MUTLULUKTAN AĞLAMAYALI NE KADAR OLDU?

Yine yeniden hüzün çöktü içime. Sessiz her yer, el ayak çekmiş, geceyarısı zaman.Bir yerlerden sızan ışık, duvarlarda gölgeler oluştururken.

Bakıyorum gölgelere, sen misin diye. Benzemiyor hiç biri, suskun ve somurtgan. Elimi uzatıyorum boşluğa, tutan yok. Geri çekiyorum ve soğuk sarıyor vücudumü, üşüyorum.

Titriyorum, üşüyorum. “Sarıl bana” diyemiyorum, hepsi yalanmış. Hayalin yanımda sanıyordum, o da yalanmış, ağlıyorum.. Gözümden akan yaşlardan ıslanan vücüdumu yorganın altına sokuyorum iyice, ayaklarımı karnıma çekiyorum sıkı sıkı.

Sabah olsa artık, bitse bu eziyet. Azat etse karanlık beni kendinden.Sıcak bir çay belki iyi gelir.Sileceğim acının gözyaşlarını yanaklarımdan. Güne başlayacağım yine umutla, heyecanla. Belki bir ses belki bir nefes duyarım.

Radyoyu açıyorum, ses dolsun odanın içi diye, ama bütün ayrılıkları söylüyor şarkılar. Sanki hiç kavuşmamış sevgililer. Haksızlık değil mi bu? “Yeter” diye haykırıyorum. Kızgın demirler saplanıyor sanki kalbime. Oysa biliyorum, bir yerlerde birileri var, mutlu yaşayan.

Sonra soruyorum: sahi mutlu musun?

Çayımı karıştırırken yavaş yavaş, yüzüme bir tebesüm yerleşiyor.

Mutluluktan ağlamayalı ne kadar oldu bilmiyorum....

Yasemin Gürtürk
9/Ekim/2008

Etiketler:

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa