22 Kasım, 2008

HÜZÜNDÜ ASLINDA HUZURLU YOLCULUĞUN ADI

Siyah dumanları tüterek giderdi şehir hatları vapurları, bir iskeleden diğerine.
En büyük zevk, dış kısımda otururken sıcak simitle çayı yudumlamak ve dalgalarla dans eden martıları seyretmek olurdu.
Kışın soğuk günlerinde ise salep içini ısıtırdı insanın.
Titreyen ellerin arasında tutulan fincanın sıcaklığı, bir dost eli gibiydi, sıcacık.

Yalova' ya 2 saat 45 dakikada giderdi.Bu uzun yolculukta arkadaşlıklar kurulur, sohbetler edilirdi. Bayanlar örgülerini örer, beyler gazetelerini okurdu.Hafta sonları ve bayramlarda ayakta yolcu kalırdı kalabalıktan.Oturacak yer bulunmayınca kah merdivenlere, kah valizlerin üzerine oturulurdu.
Böyle kalabalık bir bayram arifesinde, kucağımda bebeğimle bindik vapura, rotamız Yalova.
Kalabalıkta zar zor yer bulduk, oturduk.Rahatız ama havasızlık, kımıldayamamak huzursuzluk veriyor bebeğime.Bir de karnı acıktı, mememi çıkarıp emziremiyorum.Uykusuzlukta başına vurmuş,ağlıyor devamlı.Kucağımda sallıyorum ama susturmak nafile.

Etraftakiler rahatsız olmaya başladı. Mırıldanmalar geliyor," kadın sustursana çocuğunu, onumu dinliycez birde bu kalabalıkta".

Yapacak birşeyim yok,çaresizim. Çekiniyorum rahatsızlık verdiğimiz için. Ama ne yapabilirim.
2 saat 45 dakika nasıl geçecek bilmiyorum.Soğuk terler akıyor sırtımdan.

Yanımızda oturan yaşlı bey amca sabredemiyor. Veriyor cevabını bizden önce. "rahatsız olan varsa burayı terketsin!
O, bir bebek, ağlayacakta, acıkacakta tabii" diyor.

Ve yerinden kalkıyor, bana dönerek;
_al kızım benim hanımın şalını göğüslerine ört. önce emzir bebeğini, sonra ayaklarını uzat ve salla ayaklarında .Perişan oldu yavrucağız.

Sıkılarak teşekkür ediyorum ve bebeğimi önce emziriyorum, sonra ayaklarımda sallıyarak uyutmaya çalışıyorum.Ağlamaktan yorgun düşmüş, hemen uyuyor.


Bir erkeğin sesiyle uyandım uykumdan. Sıcakta ve rahat koltukta içim geçmiş demek ki.
"Sıkıldı oturmaktan. Biraz gezdireyim salonlarda.Sonrada çocuk oyun bölümünde oynatayım biraz oyalansın bari" diyor.
Çocuğunun elinden tutarak kalkıyor yerinden.

Gülümsüyorum.Yenikapı- Yalova arasını 1 saatte kateden, içinde rahatça gezilebilen, kafeteryası olan, çocuk oyun parkı bulunana, hatta kablosuz internet bağlantısı dahi olan hızlı feribotta.
İşte o zaman aklıma geliyor bu 21 yıl evvel oğlumla yaşadığımız anım.Şimdi kimse rahatsız olmadan bebek seslerinden, konforlu bir şekilde ulaşıyoruz Yalova'ya.

Lüküs kamara bu olsa gerek.



NOT: Bu yazıyı yazarken, 24 yıllık Karaköy iskelesinin çöküşünü izliyorum televizyonda.İçim burkuldu.Kaç kişiye veda edip gitti.
Ne hikayelere şahit olmuştur kimbilir.
Ne adımlar geçti üstünden, kimi hızlı, kimi gitmek istemeyen, geri giden adımlar.
Kimilerinin el sallamasına şahit oldu, kimilerinin kucaklaşmasına.
Ne kadar gözyaşı aktı kimbilir, onun üzerinden denize.
O, ağır ağır battı denize, bize hüzün bırakarak.
Nice hikayeleri kendinle beraber denize gömerek.


Yasemin Gürtürk

22/Kasım/2008

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa