14 Aralık, 2008

BAYRAMLARA NE OLDU? (Yamanlar Dağ Yürüyüşü)

Eskiden bayramlar vardı, rengarenk çocuk giysilerinin bayramları.Şekerlerin tadında,ellerin öpüldüğü, harçlıkların biriktiği çocuk bayramlardı belkide o bayramlar.Dostların, akrabaların birbirlerini ziyaret ettiği,yazılan tebrik kartpostallarının, postahanelerden postaya verildiği, dönme dolapların, atlı karıncaların olduğu lunaparklı bayramlar.
Nerde şimdi o bayramlar?
Kim bozdu büyüyü. Biz büyükler mi yorulduk, yoksa gelenekler mi bozuldu? Çocuklarımıza ne bırakacağız? Onlar nasıl bir bayram görecekler veya tanıyacaklar.ya onların çocukları, bilecekler mi bir zamanlar küslerin barıştığı, dostlukların pekiştiği,güzelliklerin yaşandığı, baklavaların ikram edildiği, el öperek şeker toplayan çocukların olduğu, rengarenk elbiseli bayramların olduğunu?

Hüzün olsa bunları düşünmek, galiba hepimiz bu dönen çarkın içinde yuvarlanıp gidiyoruz.
İşte böyle yuvarlanırken o çarkta bizde, bu bayramı İzmir'de geçirmeye karar verdik.

İstanbul'da kalsaydık kapımız kaç kez çalınacaktı?

Portmantonun üzerinde duran şekerlik kaç kez kapıya gelen çocuklar için dolup boşalacaktı?

Kahvenin yanında ikram edilmek üzere alınan likörün kapağı açılacak mıydı acaba?

Çikolatanın tadı yine eski tadında olacak mıydı?
Hiç değilse eşimin ailesi ile birlikte olmak vardı bayramda. Belki kaç yılda bir araya gelen kardeşler,bu kez başka bir bayram geçirecekti.

Bu düşüncelerle izmir'e gittik. Gittik te orda değişen birşey var mıydı? O büyük çarktan orası da nasibini almıştı.
En güzel yanı, akşam yemeğinde büyük ailenin aynı masayı paylaşmasıydı.Hiç değilse bu değişmemişti.

Tatlıların şerbetinin döküldüğü, temizliklerin yapıldığı bayram ariefelerini geride bırakarak bizde, yeni modaya uyduk.

Kendin için yaşa...
İlk yürüyüş
Gitmeden evvel yapılan bir programla, kendimizi Yamanlar dağının eteklerinde bulduk. Dağ yürüyüşü yapacaktık.18 kişilik bir grup olduk.Arkadaşların çoğunluğu profesyonel dağ sporcularıydı.Arabalarımızı yamanlar mezarlığının yanında bırakarak tepelere doğru tırmanmaya başladık.
İlk başlayışımız cazip gelmişti. Eskiden olduğu gibi belki mantar toplayacaktık, belki börtü böcek görecektik.
Öyle sanmıştık ama bunun öyle olmayacağını daha sonra anladık.Fakat bu bizim çaylaklığımızı ortaya çıkardı.Ciddi ciddi dağlara tırmanacaktık, ellerimizde ucu çivili sopalarla.
Yürüyüş sabah 8.30 da başladı.İlk bir kilometreyi tamamlayınca kahvaltı için mola verdik. Rehberimiz Selahattin bey güzel bir yer bulmuştu.
İzmir ve körfez çok güzel görünüyordu karşıdan.
Körfez tepelerden güzel gözüküyor

Herkes sırt çantalarında getirdiği yiyecekleri yer sofrasına çıkarttı. Eğlenceli bir kahvaltı oldu bu.İnşallah yürüyüşün devamıda böyle geçer diye düşündüm.
Kahvaltı sonrası yine başladı yürüyüşümüz, bu sefer daha yükseklere çıkıyorduk.Engebeli, taşlı-kayalı dağları aşacaktık.

Kahvaltı molası

İkinci kilometrede mızıklamaya başladım ben, nereye kadar gidecektik?
Burda öğrendim ki, her dağcı biraz da yalancı.:))
Her karşımızda gözüken tepeden sonra inişe geçeceğimiz söyleniyordu bize çaylak'ız ya. Ha gayret az kaldı.
Ama sesli olarak düşünmeye ve söylenmeye de devam ediyordum;
-menopoz ve andropoza girmiş inanlar ne yaptıklarının farkında değiller,sadece bununla kalmamış delirmişte üstelik bunlar,dağ başında kalplerine yenilirlerse o zaman ne yapacaklar bakalım.Hala bunun zevkli bir spor olduğunu söyleyecekler mi?
dedikçe dağcı arkadaşlardan Güneş hanım bana moral vermekte, konuşmazsam daha az güç harcayacağımı, daha sonra alışıp zevke döneceğini söylüyordu.
Manzara harika
O dağıda aştık kazasız belasız. Bir dinlenme daha verildi. Herhalde artık inişe geçeceğiz derken yeni bir tepe daha gösterildi. Gayret etmek zorundaydık.Ya gideceksin ya gideceksin başka çare yok.En büyük korkum belimin tutulmasıydı.Ya fıtık sinirlenirde "işkence çektiriyorsun" deyip, bana azizlik yaparsa, ya ayağım kayıpta o kayalardan düşersem bir yerim kırılırsa korkusu, sinirlerimi bozmuştu.Aşağısı o kadar derin ve dikki yükseklik korkum bana bakmamayı söylüyordu.Hatta bazen abartarak kıyıdan gidenlere bile kızıyordum.

Fakat arkadaşlar o kadar profesyönel ki beni ikna etmede başarıya ulaştılar.


Tırmanış

Buna saatler sonra alıştım ve rehberimize güvenmek zorunda olduğumuzu bilmeliydim. Ayaklarınızı yere sağlam basarsanız gayet rahat yürürsünüz, önünüze değil karşıya bakarsanız başınız da dönmez. Bunları öğrenmeye başlayınca galiba zevk almaya da başladım, başarımı görünce.Tabii daha çok şey öğrenmem gerektiğinin de farkındaydım. yanınıza mümkün olduğunca hafif ama vitaminli yiyecek ve su almak, terlediğinizde değiştireceğiniz iç çamaşırı ve üst giysisi almak gibi.
800 metrelik yükseklikten İzmir körfezi bu kadar güzel gözükürdü.

Körfez gerilerde kaldı




Buraları ben mi çıktım?

Burayı da çıkarsam karada ölüm yok

Vitamin molası


Rehberimiz Sebahattin beyi kutluyorum.

Tarlaya dalış
Dağların en tepelerinde güzel bir süprizle karşılaştık.Ekili bir tarla içersinde restore edilen, daha önce gazino! gibi kullanılan, bahçesinde çardak ve barbeküsü olan bir arazi. Bu çok işimize yaradı tabiki.Yağmur yağmadan evvel sucuk ekmek yapacak, sıcak birer çay içecektik. Burayı kullanmamıza izin verilince, yerde ararken dağın tepesinde bulmuş olduk ve hemen hazırlıklara başladık.
Ateşimizi yakarken tarlada son kalan sebzelerden de toplayabileceğimiz söylenince daha da memnun olduk.Son turfanda biber ve domates topladık.

Karnımız doyduğu zaman rahatladık ama bu kez hızla yağmur yağmaya başladı.İzmir beyaz bulutlarla kaplandı görünmüyor.

Öğle yemeği
Islanmamak için önlemlerimizi alarak dönüş yolculuğuna başladık. Yarı asfalttan yarı zeytinliklerin arasından dolaşarak inmeye başladık.Şansımız vardı yine güzel mantarlarda bulduk bu arada.
Yağmur yağıyor

Sağdan say, eksik olmasın

Dönüş



Buraları biz mi çıktık

12 km'lik yamanlar dağı yürüyüşümüzü molalarla beraber 10 saatin sonunda bitirmiş olduk.İlk baştan gözüm korkmuştu ama galiba zevk aldım ben bu yürüyüşten.Araştırmalara başlayabilirim.

İstanbul'da bir gruba dahil olursam eğer, ben bile şaşırabilirim.
Sizlere de tavsiye derim. Hayatta bir kez olsa mutlaka deneyin.

Heyecanı seviyorsanız, ben yürürüm diyorsanız hiç çekinmeyin.Yükseklik korkusu olan ben bile o dağları-tepeleri aştıysam siz zaten başarırsınız.
Başka heyecanlarda buluşmak üzere. Nasılsa alışmaya başladım.

Yasemin Gürtürk

7/Aralık/2008

Etiketler:

3 Yorum:

saat: 9:38 ÖÖ , Blogger Şükrü Yılmaz dedi ki...

Yere Dusen Yagmur Damlalari Kalbine Inecek Gunesi Engellemesin Gunes Bulutlarin Arasindan Hep Sana Dogru Baksin Gunes Guzellikler Getirsin Gunaydin

Hayirli Gunler Ailenizle ve Sevdiklerinizle Birlikte Neseli,Saglikli ve Bol Bereketli Guzel bir Hafta Gecirmenizi dilerim.Sevgiyle,Saygiyle vede Saglikla Mutlu Esen Kalin Allaha Emanet Olun Saygilarimla.

YORUM:Dağ yuruyüşleri güzeldir zevkli ve iyide spor oluyor zamanında Antakya ATA Kolejinde İngilizce hocamız vardı Allah selamet versin AHMET AŞAN bey Aynı Zamanda Dağcılık federasyon uyesiydi o tarihlerde her hafta cumartesi gunu bizleri bir dağa çıkarır sırtımızda sırt cantaları içi gıda dolu piknik yapardık ve inişte te boşalan sırt çantalarına taş doldurturdu akşam eve döndüğümüzde hışımız çıkardı ve tabıı yorgunluktan gece cıkamazdık pazarda mecburen ders yapardık...şimdi bunları yazarken gözümün önünden film şeridi gibi geçti teşekkür ederim güzel paylaşımlarınıza.

DOGANIN KIZI

Yesile burunmustu, doganin buyusune
Hayran kalmisti hep denizin mavisine
Topragin rengiydi onu harekete geciren
Altin sarisi basaklardi en sevdigi
Atesin kirmizisi yuregini yakardi
Ama gecenin siyahini hic unutmadi
O, doganin kiziydi.

Alinti:Pinar Ulusoy
http://www.siirdefteri.com/?sayfa=siir&siir_id=20148

Sukru Yilmaz
Antakya-Hatay

http://www.sukruyilmaz.net
http://www.sukruyilmaz.net/blog

 
saat: 9:03 ÖS , Blogger Bir Elde Sen Uzat dedi ki...

Blogcular olarak el ele vererek bir ziyaret kanpanyası başlattık.GÖZDE BİRSÖZ ÇOCUK YUVASI organizasyonunu başlatmış bulunuyoruz. GÖZDE BİRSÖZ ÇOCUK YUVASI ziyaretimizde sizleride aramızda görmekten mutluluk duyarız.İlgili bloga www.bireluzat.com adresinden ulaşabilirsiniz. İlgilerinize Tsk ederim. www.bireluzat.com

 
saat: 7:44 ÖS , Blogger belguzaranne dedi ki...

selam canım dağda,kırda dolaşmak ne zebklıdır değilmi gençlığin kıymetını bilmeliyız ayrıca teşekkürederim

 

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa