16 Ocak, 2009

İADE-İ İTİBAR MI, İADE-İ OY MU






Ben bir insan,
ben bir Türk şairi Nazım Hikmet
ben tepeden tırnağa insan
tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret...

Böyle diyor büyük şair Nazım Hikmet, kendini anlatmak için.
Yıllarca vatanına, büyüdüğü topraklara geri dönmek en büyük hasretiydi.

2006 yılında Abdülkadir Aksu'nun ilginç açıklaması hala kulaklarımda:
" kişinin kendisinin baş vurması gerekiyor".

Tiyatro salonlarının yıkılması için çalışan, sanatı yozlaştırmak için uğraşan bir hükümetin başında olduğu bir ülkede, bir milletvekilinden bunu duymak, pek yadırgayıcı olmamalıydı aslında.

Ne oldu da seçimlere kısa bir zaman kala, herkes birden yön değiştirdi de Nazım' ı vatandaşlığa kabul etmeleri gündeme geldi ve jet hızıyla kabul edildi. Bu bir özür müydü geç kalınan.

Tıpkı Kanal 6'nın açılışı gibi, Nazım Hikmet'in de iade-i itibarının (yok olan itibarının geri verilmesi) kabul edilmesi hayli düşündürücü.
Seçim listelerinde adını da görürsek şaşırmamak lazım.

Kurtuluş Savaşı Destanı' nı yazmış, her şiirinde vatanına olan hasretliğini dile getirmiş, dünyanın kabul ettiği bir şairi, siz vatan haini diyerek vatandaşlıktan çıkartın ve yıllar sonra "pardon" diyerek, iade-i itibarını isteyin.

Siz merak etmeyin beyler. Halkımız zaten çoktan Nazım'ı ülkesine getirmişti.
Hangi şehre, hangi kasabaya, hangi köye giderseniz gidin ve buralarda bir çınar ağacı görürseniz, oranın halkına "bunun altında kim yatıyor" diye sorun.
Hepsi bir ağızdan "Nazım" diye bağırır.
Tıpkı İznik'in Müşküle köyü sakinleri gibi.
Sevecen, Geçmişine değer veren, okudukları şiiri asla unutmayan bir köy halkının olduğu sosyal demokrat halk.
Nazım Hikmet "ŞEYH BEDREDDİN" destanında şöyle der;

Bu göl İznik gölüdür.
Durgundur.
Karanlıktır.
Derindir.
Bir kuyu suyu gibi içindedir dağların.
Bizim burada göller dumanlıdırlar.
Balıklarının eti yavan olur,
sazlıklarından ısıtma gelir,
ve göl insanı sakalına ak düşmeden ölür.

Bu göl İznik gölüdür.
Yanında İznik kasabası.
İznik kasabasında kırık bir yürek gibidir demircilerin örsü.
Çocuklar açtır.
Kurutulmuş balığa benzer kadınların memesi.
Ve delikanlılar türkü söylemez.

Bu kasaba İznik kasabası.
Bu ev esnaf mahallesinde bir ev.
Bu evde bir ihtiyar vardır Bedreddin adında.
Boyu küçük sakalı büyük sakalı ak.
Çekik çocuk gözleri kurnaz ve sarı parmakları saz gibi.

Bedreddin ak bir koyun postu üstüne oturmuş.
Hattı talik ile yazıyor «Teshil»i.
Karşısında diz çökmüşler
ve karşıdan bir dağa bakar gibi bakıyorlar ona.
Bakıyor:
Başı tıraşlı kalın kaşlı ince uzun boylu Börklüce Mustafa.
Bakıyor:
kartal gagalı Torlak Kemâl..
Bakmaktan bıkıp usanmayıp
bakmağa doymıyarak İ
znik sürgünü Bedreddine bakıyorlar..

Kıyıda çıplak ayaklı bir kadın ağlamaktadır.
Ve gölde ipi kopmuş
boş bir balıkçı kayığı
bir kuş ölüsü gibi
suyun üstünde yüzüyor.
Gidiyor suyun götürdüğü yere,
gidiyor parçalanmak için karşı dağlara.

İznik gölünde akşam oldu.
Dağ başlarının kalın sesli sipahileri
güneşin boynunu vurup
kanını göle akıttılar.

Kıyıda çıplak ayaklı bir kadın ağlamaktadır,
bir sazan balığı yüzünden
kaleye zincirlenen balıkçının kadını.

İznik gölünde akşam oldu.
Bedreddin eğildi suya avuçlayıp doğruldu.
Ve sular parmaklarından dökülüp
tekrar göle dönerken
dedi kendi kendine:
«— O âteş ki kalbimin içindedir
tutuşmuştur
günden güne artıyor.
Dövülmüş demir olsa dayanmaz buna
eriyecek yüreğim...
Ben gayrı zuhur ve huruç edeceğim!
Toprak adamları toprağı fethe gideceğiz.
Ve kuvveti ilmi, sırrı tevhidi gerçeklendirip
biz milletlerin ve mezheplerin kanunlarını
iptâl edeceğiz...»

Ertesi gün
gölde kayık parçalanır
kalede bir baş kesilir
kıyıda bir kadın ağlar
ve yazarken
Simavneli «Teshil»ini
Torlak Kemâlle Mustafa
öptüler ş
eyhlerinin elini.
Al atların kolanını sıktılar. Ve İznik kapısından
dizlerinde çırılçıplak bir kılıç
heybelerinde el yazma bir kitapla çıktılar...
Kitaplarının adı: «Varidat»dı.

Nazım'ın hayatında önemli bir dönemin geçtiği Bursa cezaevinde 3 yıl aynı koğuşu paylaşan, İznik'in Müşküle köyünden İsmail Başaran, Fevzi Kavruk ile Rıfat Talan, Nazım Hikmet'in 3 Haziran 1963'te Moskova'da öldüğü haberini alır almaz, köye bir çınar dikme kararı alırlar.
“Nazım Hikmet'in mezarı bir gün Türkiye'ye getirilirse buraya gömülsün" düşüncesiyle, 45 yıl önce öldüğü gün, ‘Vasiyet’ şiirinde belirttiği gibi bir çınarı, Rıfat Talan'ın zeytin bahçesine dikerler.
İsmail ve arkadaşlarının amacı, Nazım'ın vasiyetini yerine getirmektir. Ancak 12 Eylül döneminde bunu devlet yetkilileri duyar ve jandarma göndererek, çınarı kestirirler. 5 yıl geçtikten sonra bu kez yine Nazım dostları başka bir yere çınar dikerek, adını ‘Nazım çınarı’ koyarlar. Uzun yıllar çınarın yeri, yeniden kesilir korkusuyla kimseye söylenmez*
(*İznikrehber.com)
VASİYET

Yoldaşlar nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.


Hasan beyin vurdurduğu
ırgat Osman yatsın yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.
Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun,
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.

Ama bu türküleri söylemişim ben
daha onlar düzülmeden,
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.
Benim sessiz komşularıma gelince,
şehit Ayşe'yle ırgat Osman
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki de farkında bile olmadan.

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
-öyle gibi de görünüyor-
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani...



İşte, şimdi Müşküle köyünün halkı o günü beklemekte. Tıpkı diğer çınar ağaçlarının olduğu yerlerdeki halk gibi.

Sürgün bir gün biter ama, özlemler hiç bitmez.


Yasemin Gürtürk
15/Ocak/2009

3 Yorum:

saat: 9:06 ÖÖ , Blogger Şükrü Yılmaz dedi ki...

http://www.sukruyilmaz.net/images/cuma.jpg

Hayırlı Günler ve Cumanız Mübarek Olsun.Ailenizle,Sevdiklerinizle birlikte güzel günler geçirmenizi dilerim.Sevgiyle,Saygıyla vede Sağlıkla Mutlu Esen Kalın Allaha Emanet Olun,Saygılarımla

YORUM: Elveledi naçar it ne yerse onu sıçar Abdulkadir aksu kim önce kendi aslına baksın milletine baksın içişleri bakanlığında terör ne hallere geldi bu hukumet bunu oy avcılığına yaptı zaten MERHUM NAZIM HIKMET SEVENLERİNİN GÖNLÜNDE TÜRKİYE DE idi ve herkes biliyor görüyor....

BEŞ SATIR'la

Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.

Alıntı:Nazım Hikmet Ran
http://www.siirdefteri.com/?sayfa=siir&siir_id=1027

 
saat: 12:53 ÖÖ , Blogger Hümanist Hikayeler dedi ki...

Yaseminciğim!Bloğundaki yazılarını büyük bir keyifle okuyorum.Kalemine ve gönlüne sağlık.Şiirlerini,vatan hasretini,gönlündekilerini kelimelerle aktaran,büyük şair,yazar ve vatanımızın tutkunu Nazım Hikmet Ran'ın İtibarı zaten gönüllerimizde.Ancak oy hırsı ile Nazım'ın kalkan yapılmasına da çok içerliyorum.Kaleminin mürekkebi hiç bitmesin.Sevgiler

 
saat: 6:35 ÖÖ , Anonymous http.//belguzaranne.blogspot.com dedi ki...

gunaydın mutlu bır hafta sonu dıleğiyle svgıler bırakıyorum

 

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa