20 Şubat, 2009

SEÇİM Mİ, DÜELLO MU?

Seçimlere kısa bir süre kala herkes kılıçlarını kuşandı. Kim "nereden vursam" diye tetikte bekliyor.
Belden yukarı, belden aşağı. Kim can alıcı yere batırırsa puan (aferdersiniz) oy alacak.


En büyük çekişme iktidar partisiyle ana muhalfet partisi arasında.
Diğer partiler sanki sakin gibi duruyor.Ama saman altından su yürütmedikleri ne malum.
İktidar partisi ve ana muhalfet partisinin kılıçları kırılırsa yedekteki kılıçlar tam kafadan vururlar.
Ve kafalar uçar.


AKP tunceliden başladı halka şirin gözükmeye.Bu güne kadar sivri diliyle, hiç çekinmeden
konuşan Tunceli milletvekili Kamer Genç ile şimdilerde istanbul belediye başkanlığına
adaylığıyla gündeme oturan Kemal Kılıçdaroğlu' nun memeleketi Tunceli.


Dağıtılmak üzere giden kamyon kamyon beyaz eşyalar.
Taşıma suyla değirmen dönmediği gibi çamaşır da yıkanmaz ama unutuyorlar galiba.


Eşimin kütüğünden dolayı Tunceli' yi az çok bilirim.Özellikle köy ve mezralarını gezmişimdir.
Elektrik gelen köyde kayınpederimin evine aldığı buzdolabı aklıma geldi birden,
Bulgur ve döğmenin ağırlıkla tüketildiği bir yerde buzdolabına konacak şey bulunmayınca,
rafları çıkartılarak soğuk hava deposu gibi kullanılmak üzere peynir bidonları yerleştirilmişti.
Su köy meydanındaki çeşmeden sağlandığı için çamaşır makinası bir lükstü.
Alınsaydı ne mi olurdu? Üzerine bir dantel örtü örtülerek, saksıdaki çiçeklere sehpa olarak kullanılırdı.


Ama şuan onların olduğu köye henüz devletin dağıttığı beyaz eşyalar gelmedi nedense.
Çünkü onlar Nazimiye değil Çemişgezek sınırlarında.
Sosyal sorumluluk henüz Çemişgezek sınırlarında hissedilmiyor.


Bu malzemeler malum ilçede dağıtılırken, devletin valisi ve kaymakamı da buna alet ediliyor.
E nede olsa sosyal sorumluluk adı altında. Alet olmak ne kelime, göbekten bağlılar.
İşin sonunda sürgün edilmekte var. "Devletluma boynum kılcan incedir" misali.


Bu güne kadar Tunceli ilinin hangi köyüne gitmişler, halkın ne durumda olduğunu görmüşler.
Boşaltılan köylerden, buradan göç etmek zorunda kalan halkın nerede, nasıl, hangi şartlarda
yaşadıklarının takibinde olmuşlar acaba?


Terör ve devlet mağduru köy halklarının, köylerini boşalttıktan sonra psikolojik hasta olduklarını,
şehre göç edenlerin buraya zor ayak uydurduklarını, kısa zaman sonra teker teker bunalım yaşayarak öldüklerini,
kalan gençlerinde köylerine gitmek isteyip te gidemediklerini, kaldıkları yerde işsiz olduklarını
biliyorlar mı acaba?


Yeni yerleşim yapılan köylerin, köylülerin arazilerinden ne kadar uzakta olduğunu ve hala arazilerine izinsiz gidemediklerini biliyorlar mı acaba?

Ekecekleri ekini, toplayacakları dutu, asker gözetiminde yaptıklarını biliyorlar mı acaba?
Ama sayın vali, Ankara havasını iyi oynuyor hani, kollarını kartal kanadı gibi yükselterek.


Böyle oyunlar oynamaktansa, çiftçinin parasını peşin ödemeyi düşünseler, kömür ve çamaşır makinası yerine bedava gübre dağıtmayı deneseler, üreticinin ürünlerini gerçek değerinde fiatlandırma yapsalar,
devlet bankasına borcu olan ziraatçinin kredi faizlerini kaldırsalar daha iyi olmaz mı?



Karşı tarafta boş durmuyor tabii. İlk önce kara kömüre karşı kara çarşaf açılımıyla işe girişti.
"Onlar bizim bacılarımız " diyerek parti üyesi yaptı. Mavi boncuklarını (afedersiniz) rozetlerini dağıttılar.
Sanki türbanı laikliğe aykırı görerek AKP' ye kapatma davası açtıklarını unutmuş gibi.


Şimdi de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratik, laik ve hukuk devleti olduğunu unutmuşçasına ve 30 Kasım 1925 yılında kabul edilen 677 sayılı tekke ve zaviyelerin kapatılması kanununu unutarak, her mahalleye bir kuran kursu açmaya kalkarak halka vaadde bulunuyorlar.

Kimi kimin kılıcıyla vurmaya kalkışıyorlar çok ortada.
Hırs uğruna, koltuk uğruna laiklik ilkesi unutulmakta.

Her parti siyasallaşmayı bırakıp, birer tarikat partisi olma yoluna doğru adım atıyor.

Bu da yetmiyor herkes koltuğunun altına bir dosya alıp çıkıyor ortalığa.
Ne kadar kirli çamaşır varsa ortalığa dökülüyor.
Hatta aynı parti içinde bile kaynamalar başladı. Kasetler, dosyalar, belgeler,
Kimi belden aşağı vurursa, o günün adamı o oluyor.


Bunları izledikçe ne kadar kirli bir Türkiye'de yaşadığımızı sayın vekiller bize tekrar hatırlatıyorlar.
Ama birşeyi unutarak.
Kirletenler de onlar, temizlemek için bizim oylarımızla vekil olanlar da onlar.
Unuttukları sadece vekil koltuklarında neden oturdukları.


DSP sesini tiyatro sahnesinden duyurmaya çalışıyor. Levent Kırca, bu seçim kampanyası süresince kendine iyi malzeme toplayacaktır şüphesiz.

Ya kendi memeleketim olan İznik ne yapmakta bu arada?
Halen belediye başkanlığı yapan ancak, Akp' den istifa ederek, MHP saflarına geçen ve buradan aday olan
Kadri Eryılmaz " İznik surlarına Türk bayrağından başka bayrak diktirmeyeceğiz" demektedir.
Bizans surlarına zaten zamanında Osmanlılar tarafından bayrak dikildiğini, başkent olduğunu unutan başkan,
Türk bayrağının da ay-yıldız olduğunu unutarak üç hilali dikmeye hazırlanıyor.


Bu kadar kirlenen bir ortamda, kargaşa yaratacaklarına, halkın yararına olacak şeylerle ilgilenseler,halkı demokrasi kavramı kargaşasından kurtarıp, demokratik bir yolda ilerlemek için vaadlerde bulunsalar daha iyi olmaz mı?

Siz orada birbirinizi kendi kılıçlarınızda vurmaya çalışırken, samanın içinde kaybolan iğne bulunup çıkarda bir yerlerinize batarsa şaşırmayın.

Kasetler, belgeler, dosyalar sizin koltuğunuzun altında olabilir ama, halkın elinde de oy pusulası var.
O eskiden olduğu gibi babamın partisi, onun dediği yere oy atacaksın devri çoktan kapandı.
Kadının sesini duymamazlıktan gelemezsiniz. Kocanın sözünün de artık fazla rol almadığını, rozetleri takaraken gördünüz.


Kılıçlarınızı bırakın. Düello yerine, demokratik seçim kavramını benimseyin.
Türkiye sadece Tunceli ve İstanbul değildir.


Sosyal yardım bekleyen çok vatandaşımız yaşamakta Türkiye'de ve 81 ilde.
Bizim vergilerimizle oluşturulan adınada fak-fuk-fon denilen bu oluşumdan dağıtılan malzemelerin, diğer illerdeki ihtiyaç sahiplerine de ulaşmasını istiyorum.


Bunun sorumluluğunu bilen parti mutlaka çıkacaktır.Umudum bu yönde.


Yasemin Gürtürk
20/Şubat/2009

Etiketler:

1 Yorum:

saat: 9:01 ÖÖ , Blogger Şükrü Yılmaz dedi ki...

http://sukruyilmaz.net/img/gunaydin1.jpg
Günaydın Hayırlı Sabahlar Sağlıklı Neşeli ve Güzel Bir Hafta Sonu Tatili Geçirmenizi Dilerim.Ailenizle ve Sevdiklerinizle Birlikte Sevgiyle Saygıyla ve Sağlıkla Mutlu Esen Kalın ALLAH'a Emanet Olun.Saygılarımla

YORUM: AKP nin işi gücü yalan dolan iftira ve çamur at izi kalsın,gerçi sevingeninde geçmişi temiz değilneyse düz bizim başbakan efendi nutuklarında kiriz amerikadan başladı vede daha surer bu yılda devam edecek diyor bzden kaynaklanmıyor diyor,sen değişmiydin be başbakan bizde kiriz yok bizi teğet gecer diyen sen değilmiydin bu millet gider buna körü körüne oyunuda verir çunku satılmışlar oduna kömure beyaz eşyaya neyse yazacak çok ammaaa velakın dilim varmıyor....

KIRKINCI ODA

Kırkıncı odanın kapısındayım;
Ne varsa bu kapı arkasındadır.
Açsam, ya açmasam kaygısındayım;
Aklım iki cihan arasındadır.

Kim bilir neler oluyor içerde!
Yarab! İnsan bahtım hangi ellerde?
Ha ben ha masaldaki o şehzade;
Gönlüm bir güzelin sevdasındadır.

Alıntı:Cahit Sıtkı Tarancı
http://www.siirdefteri.com/?sayfa=siir&siir_id=18263

Şükrü Yılmaz
Antakya-Hatay
http://www.sukruyilmaz.net
http://www.sukruyilmaz.net/blog

 

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa