02 Mart, 2009

SORUN DEĞİL ÇÖZÜM ÜRETİN

Türkiye bir boşlukta dolaşıyor.
Seçimler dolayısıyla Başbakan dahil olmak üzere herkes görev yerini terk ederk, boş bırakılmıştır.
Nasılsa "pabuç emanet, sokak elin, gez babam gez".

Seçim gezileri daha cazip gelmekte.Alırsın karşına topluluğu, elinde mikrofon söyle söyleyebildiğini.
Koltuğunuzdan olmamak için, ne kadar çok yer gezerseniz, ne kadar çok halka hitap ederseniz!
o kadar çok insanı kendi saflarınıza çekersiniz. Ee o zaman da çivi çakmak daha kolay olur sanırsınız.

Gezerken öyle siyaset yapılıyor ki, durmadan sorun çıkıyor. Oysa onları sorun çıkartsın diye değil, sorunlara çözüm bulsunlar diye seçmişti seçmenleri.

Sanki yurtta işsizlik yok, global krizden Türkiye hiç etkilenmemiş, işverenin durumu perişan değil,evine her akşam filesini doldurarak giden baba/anne yarını düşünmüyor, okul bitmiş iş hazır diyen mezun var v.s..

Bunlar hiç düşünülmeden öyle konuşmalar yapılıyor ki, halk unutulup birbirlerine düşensiyasetçi oluyorlar.
Üstelik te hakaret kıvamında konuşmalar.
Başbakan, bulunduğu mevkiiyi unutup, hem kendine oy vermeyen halka, hem muhalefete ve hatta dünyaya bile kafa tutuyor,terbiye sınırlarını aşarak.

Hoş bu arada muhalefetinde ondan kalır yeri yok.karşılıklı laf üretmekten başka işleri yokmuş gibi hayretle izlemekteyim, söylenen tehditleri.

Hep merak ederdim Kızılcahamam kamplarında ne yapılır diye? kapalı kapılar ardında yapılan bu toplantıların basına yansıdığı
kadarıyla, milletvekillerini ya futbol oynarken görürdük, ya da hamam sefası sonrası masaj yaptırırken.
Eşleri de bu bedavılıktan yaralanarak, tabaklarını yemeklerle doldurup, türban defilesi yaparak geçiriyorlardı.

Oysa ben ne kadar cahilmişim. Kampların sadece futbolcular için yapıldığını sanıyordum.
Biz pazarlama sektöründe çalışırken de toplantılar yapardık tatil yörelerinde, ama buna seminer derdik.
Yeni gelişen pazarlama sistemlerinin konuşulduğu, nasıl yaparsak satışlarımızın daha fazla olacağının anlatıldığı seminerler.

Bugün anladımki o Kızılcahamam kamplarında tembihler yapılıyormuş. Çünkü bütün iktidar partisi vekilleri aynı dili kullanmaya başladı.

"Bize oy vermeyenin Ankara' ya kervanı yürümez"
"İktidar partisinden olmayan belediyeler, Ankaradan hiç bir yardım alamazlar"

Bu nasıl bir tehdittir.Sosyal fondan dağıtılan beyaz eşyalar çok tepki aldığı için olsa gerek şimdi de belediyeler aracılığıyla yapılıyor tehditler.
Onlara oy vermeyen belediyelikler üvey evlat sanki.
Sizler bu ülkenin başına görev yapmak için gelemediniz mi? Türkiye nüfusunun yarısını nasıl görmezden gelebilirsiniz.
Bu halk kendi haline bırakılacak ta siz kime peşkeş çekeceksiniz bu ülkeyi.

Unutmayın bu ülke benim ülkem ve bu halk ta benim halkım.
Kendinize gelin seçilmiş baylar/ bayanlar, size bir görev verildiyse, dönün koltuklarınıza ve ülke için birşeyler yapın.
Sinirlendiğinizde ağzınızı bozup küfür edeceğinize, bir elma ısırın. Hem hırsınızı alır, hem de sağlıklı beslenmiş olursunuz.
Yoksa çok sinirlenip mazallah bir yerlerinize felç gelirse, felce uğramış bu milletin evlatları sizden hesap sorarlar.
Teğet geçmez bu sefer, tam ortadan götürür.


Yasemin Gürtürk
1/Mart/2009

Etiketler:

1 Yorum:

saat: 9:26 ÖÖ , Blogger Şükrü Yılmaz dedi ki...

Paylaşacak Dostlarınız Yoksa iyi Şeylere Sahip Olmanın bir Zevki de Yoktur,Deniz Derindir Durulmaz Dostluk Ebedidir Unutulmaz. http://sukruyilmaz.net/images/gunaydinn.jpg

Günaydın Hayırlı Haftalar ve Günler Ailenizle, Sevdiklerinizle birlikte Güzel Yeni Bir Haftanın Sağlıklı,neşeli ve Bereketli geçmesini dilerim.Sevgiyle,Saygıyla vede Sağlıkla Mutlu Esen Kalın Allaha Emanet Olun,Saygılarımla.

YORUM:Bizler alışmışız Parti seceriz adam seçmeyiz hangi parti önumuze kimi getirirse onu seceriz oysa ki insanlar kendilerine iyi hizmet edecek ulkesini seven vurguna talana hortuma dur diyenleri secmeli ama nerdeeee.çünkü cahiliz okumamışız din iman der dururuz oysa bu işlerin dinden imandan alakası yok ve ben mecliste göremiyorum koltugunu bırakacak kişilerin sayarsanız bir elin parmaklarını geçmez,bu nedenle bu ülke batmış ezilmiş kımsenın umurunda değil meclistekilerin işi gücü vurguın talan hortum işte örneklerini görüyoruz deniz feneri bey efendi DAVOSTA kukredi aslan kesildi AMA Alman Mahkemelerinde hısızla aynı karade rsimde yer aldı gunlerce neşredildi neden ozaman kukremedi aslan kesilmedi.iş işten gececek ve gun gelecek her şey kaybolup gidecek ve bu insanlar ah ne yaptık deyip duracaklar ama lakın vakit çoktan geçmiş olacak giden gelmeyecek....

ALDANMA CAHİLİN KURU LAFINA

Aldanma cahilin kuru lafına
Kültürsüz insanın kulu yalandır
Hükmetse dünyanın her tarafına
Arzusu hedefi yolu yalandır

Kar suyundan süzen ceşme göl olmaz
Gül dikende biter diken gül olmaz
Diz diz eden her sineğin balı olmaz
Peteksiz arının balı yalandır

İnsan bir deryadır ilimle mahir
İlimsiz insanın şöhreti zahir
Cahilden iyilik beklenmez ahir
İşleği ameli hali yalandır

Cahil okur amma alim olamaz
Kamilik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sözlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli yalandır

Alıntı:Aşık Veysel Şatıroğlu
http://www.siirdefteri.com

Şükrü Yılmaz
Antakya-Hatay
http://sukruyilmaz.net

 

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa