22 Şubat, 2009

ÖLÜMÜ BEKLEMEK

Ölüm,
yaşamın sonu.
Çocukluğunun hatıralarına, sevdiklerine, emeklerine,sevdalarına, nefretine,
özlemlerine, nefesine, veda etmek. Herşeyininin sonu demek, bir daha kavuşmamak üzere.


Ya ölümü beklemek.
Ölüm, yoluna girene mi zor, yoksa başında günlerce, aylarca ve belki bazen senelerce bekleyene mi?
Gözünün önünde her gün eriyip giden yıllar, vücutta hissedilen sancılar kıvrandırırken sizi,
etrafınızdaki yüzlerin ifedesine veremediğin cevap.


Bakan yüzlerin acılarını içine gömmesi, hem "acı çekmesin" diye yapılan müdahaleler,
hem "biran önce çektiği acılar son bulsun tanrım" diye edilen dualar.
Ne kadar acı değil mi? Hani tabiriyle "iki ucu boklu deynek".
Nereden tutacağını bilememek.


Zaten yaşanan hayatta, yürürken sonu gözükmeyen yolda , ayağa takılan her taşı iradenin kuvvetiyle iterken bir kenara, çekilen zorlukları tek tek alt ederek, iyiye, güzele, başarıya, rahata kavuşmak için çekilen mücadele değil mi?
Tam bitti işte huzur derken, ölümün canına verdiği acılar niye?


İnsanoğlu bu kadar aciz mi? Yaşadığı her zorluğu yenerken, ölüm kapıya gelince omuzları düşmekte.
Kafa koyamıyorsun, direnmeye çalışıyorsun, "hadi s..ktir" diyemiyorsun.


Boyun eğiyorsun, artık bütün kozlar onun elinde.Önce hastalığı enjekte ediyor vücüduna, sonra yavaş yavaş acılar çektirerek, bir bir hırpalıyor organlarını.
Ne bokunu sıçabiliyorsun, ne de güneşe karşı kaç metre olan çişini.
Her tarafına hortumları sokuyorlar, yaşarken itinayla kullandığın deliklerine, acımıyorlar bile.
Tüm lezzetlerini aldığın tat duygusunun yerini, bir başka hortumla midene verilen tadı birşeye benzemeyen sıvı mamalar alıyor.
Kusuyorsun hayata.

"Hadi artık bitir, teslimim" diyorsun, sana acı acı gülüyor.

Sadist mi bu kadar ölüm,
"al biran önce, canım senin olsun, ben zaten bırakmışım bütün can' larımı geride ağlarken" diyorsun, bu sefer o direniyor,
"bitmedi daha eziyetim sana" .

Pazarlık yapmak istiyor sanki senle.
Ölümün pazarlığı mı olur?

"Seni bekleyen daha çok kapılar vardır. Onları bekletipte daha fazla acı çektirme" diyorsun, ama o yakanı bırakmıyor.
Susuyorsun, konuşamıyorsun, bazen de duymuyorsun ertafındakileri, gözlerin boşluğa bakıyor.


Sevdiklerini hep yanına topluyorsun, her zaman olmadığı gibi. Buruk mutluluk bu olsa gerek.
Ölümün burukluğu...

Oysa ÖLÜM;


Reşat Nuri Güntekin' in Çalıkuşu romanında dediği gibi olmalı;

"ölüm, yavruma bir ay ışığı tatlılığıyla yaklaşıyor, bir ana dudağı gibi korkutup ürkütmeden alnından, dudaklarından öpüyordu."

ya da,

Cemal süreya'nın dediği gibi;

"ölüyorum tanrım
bu da oldu işte.
Her ölüm erken ölümdür
biliyorum tanrım.
Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
fena değildir...
üstü kalsın... "

olmalı,
hayata veda...


Kahpe be dünya...

YAZARIN NOTU: Ben bu yazıyı ölümü yatağında bekleyen kayınpederim için yazdım.
Tanrım, o, o kadar naif bir insan ki, bugüne kadar kimseyi kırmadı.
Yedi çocuğu da yanında, o bir yıl önce kaybettiği eşinin yanına gitme hazırlığında.
Kimseden alacağı birşey yok. Birtek sana can borcu var. Haydi artık kes faturanı, al alacağını.
Daha fazla acı çekmesin. O acı çektikçe bizim içimiz daha çok acıyor.
Pazarlık buysa eğer ben pazarlık yapmak istiyorum.


Yasemin Gürtürk
22/Şubat/2009

Etiketler:

4 Yorum:

saat: 1:10 ÖÖ , Blogger Hümanist Hikayeler dedi ki...

Yaseminciğim;Değil bu pazarlığa oturmak ,akıldan bile geçirilemezdi geçtiğimiz yıllarda.İşte olgunluk denen bu:çekilen acıyı,direnilen ölümün getirdiği ızdırapları seyretmenin aczi.Dayanamama,kabullenememe,Kaybetme korkusu ile;küçük yaşlarda"nefes alsın yeter" demenin yerine:yaşanılan seyir aczinde"tanrım iki rahmetten biri,ya şifa ver yada emanetini al" diyebilmek yalvarışı işte pazarlık bu.Allah kuvvet versin.He hal ve her son da

 
saat: 1:22 ÖÖ , Blogger Yaşam Tiyatrosu dedi ki...

Teşekkür edrim Hanifeciğim. Çok zor elbet, orada acı çeken bir vücudu seyretmek.Hani bazen neden ötanazi yok diyoruz ya. Biz kıyamıyoruz aslında yaşatmak için çabalıyoruz, ama nereye kadar? oysa onun aklı belki ölmede, acılara son vermede. Tanrı dualarımızı kabul eder belki.

 
saat: 8:33 ÖÖ , Blogger Şükrü Yılmaz dedi ki...

Yere düşen yağmur damlaları Kalbine inecek güneşi engellemesin Güneş bulutların arasından Hep sana doğru baksın Güneş güzellikler getirsin Günaydın
Hayırlı Günler Ailenizle ve Sevdiklerinizle birlikte Gününüzün Sağlıklı neşeli ve bol bereketli geçmesini dilerim.Sagılarımla.

YORUM:Allah herkese sıralı ölüm verisn genç ateşine düşürmesin vede yatağa düşürüp çektirmesin kimseyatakta yarabbi canımı al deiyipte ölumu beklemesin ama nıdende cekip gitmesin buda çok zor.Başımdan gecen bir olay.Gecen yıl 17 ocak 2008 gunu merhum babam sabahtan beni çağırıyor çarşı pazar geziyoruz ve yarın sabah erken gel beni Yaylaya BAtayaza götür hafta sonunu orada gecireceğim diyor ve kız kardeşimede pazar gunu sen gel ne yemek istiyorsan yaptırayım ABİN yorulmasın diyor ve öylece ayrılıyoruz saat öğleden sonra 16.00 ve akşam bize otormaya gelecek,bende evde hazırlık yapıyorum Anneciğim Babacığım gelecek diye saat18,05 de arıyorum telafonla neden gelmiyorsunuz diye ANNEM telafonda babana sorayım diyor O esnada Kızkardeşim çığlıgını işitiyorum telafonda Anne Babama bi şey oldu diyor ve ben bunun üzerine telafonu kapatıp apar topar gidiyorum yoldanda cep telafonuyla Acıl Hızır 112 arıyor anbulans istiyorum ama ne göreyim siz SİZLER sağolun babam gıtmış bile bizleri anıfden bırakıp gıtmış işte bu tur olumde cok kötü ve travma yaşadık butun aile ancak daha yenı yenı kendimize geldik....

GÖZLERİN YETER

Unutmuşum kendimi senin gözlerinde
Farkında değilim saatlerin geçtiğinin
Ne olurdu sanki zaman dursa yarim
Elimdeyken sevdiğim senin ellerin

Yağmura gerek yok gözlerin yeter
Yüreğime yağar hasretin senin
Sensiz geçecek her gün yarim
Çığ olur düşer yüreğime benim

Sözlere gerek yok gözlerin yeter
Dilin gizler ama onlar doğruyu söyler
Seviyorsun gözlerinden belli yarim
Yüreğim yalnızca gözlerini dinler

Alıntı:Umut Gül
http://www.yazgulu.com/siirler/gozlerinyeter.php

Şükrü Yılmaz
Antakya-Hatay
http://sukruyilmaz.net
http://sukruyilmaz.net/blog

 
saat: 11:28 ÖÖ , Blogger Yaşam Tiyatrosu dedi ki...

Teşekkür ederim Şükrü bey.Dediğiniz gibi sıralı olmalı ölüm bile. Ama herşey bizim dediğimiz gibi olmuyor işte. Şimdi bizim duamız acı çekmesin oluyor sadece.

 

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa