GELECEĞİMDEN KAYGI DUYMAK İSTEMİYORUM

Bir toprağın sınırları üzerinde yaşayan tüm insanlar, tek hukukta yaşamak zorundadır.Dolayısıyla biz,demokratik bir hukuk devleti olduğumuza göre, yasalara uymak zorundayız.Çok hukuklu değil, tek hukuklu bir devletin fertleriyiz.
Laik bir ülkede doğdum, laik bir ülkede yaşıyorum ve bu ülkede de ölmek istiyorum.
Hepimizin dedeleri, babaları, hatta nineleri bu toprağı kurmak için, kanlarını dökmüşler, kayıplar vermişler ve bize bu toprakları kazanarak emanet etmişlerdir.
Tarihin sayfaları arasında gezindiğimiz zaman, hepimizin kanlarını bir yerlerde mutlaka görürüz.
Büyük büyük dedem Silistre kalesi komutanı Gazi Musa Paşa, Silistre müdafasına katılmış, Silistre topraklarını ruslara karşı korumak ve kazanmak adına ordusuyla birlikte mücadele vermişve kazanarak şehit düşmüştür(1854).
Dedem,Mehmet Rüştü Bey(Karaoğlu), Fransa'da ziraat okulunu bitirdikten sonra Türkiye'ye dönmüş ve iznik'e yerleşmiştir.Savaşları yaşamış,Kuvay-i milliye teşkilatında görev almış, cumhuriyetimizin kurulmasında aktif rol almış, sonra belediye meclisinde çalışmış ve belediye başkanlığı yapmıştır.
Son günlerde yaşanan tatsız olaylar, beni ne kadar rahatsız ediyorsa, bu toprakları kanlarıyla, canlarıyla kazanarak bize emanet eden şehitlerimizi de yattıkları yerde o derece rahatsız etmektedir.
Din dayatılmaz, Yaşanır
Aile büyüğüm bir anısından söz etmek istiyorum.
Günümüze gelince.Emin Çölaşan'ın bir yazısında dediği gibi;Bilinen tek şey: İrtica geçmişte açıktan tavır koyar, isyan ederdi. Günümüzde ise irtica "demokrasi" kavramının ardına sığınarak devletin kurumlarına, belediyelere ve özellikle eğitime çöreklendi. Din bezirgánlığı ve din tüccarlığı, devlete ve ülke yönetimine açıkça egemen kılındı. Hortumların ve cukkaların çoğu artık -ne acıdır- dinimiz kullanılarak yapılıyor.
Türban konusundan rahatsızlık duymaya başladım.Yasa değiştirmeye kalkan,Kılıflarına uydurmak için de ''başörtüsü'' demeye başlayan bu topluluktan rahatsızlık duyuyorum.
Tarih tekerrürden ibarettir.Duyulan ayak sesleri midemi bulandırdığı gibi, Cumhuriyetimizin devrimlerine zarar vereceğinden korkuyorum.Tekrar 31 Mart'ı yaşamak istemiyorum.
Ben Mustafa Kemal'in güvendiği, çağdaş bir dünyada yaşayan, çağdaş giyinen bir türk kadınıyım.Bundan da gurur duyuyorum.
Laik bir toplumda, şahsımında layık olduğu şekilde yaşamak istiyorum.
Geleceğimden kaygı duymak istemiyorum.
NOT: Üstteki resimde önde oturan sağdan üçüncü dedem Mehmet Rüştü Karaoğlu'dur.
Yasemin Gürtürk
9/Şubat/2008
Etiketler: Makale

